Hakkımızda
İletişim
Seferler
Ücret Tarifesi
Suruç
Konaklama Tesisleri
Araç Filomuz


Her hakkı saklıdır
2007 © Durmaz İmparator Taşımacılık

DURMAZ İMPARATOR TAŞIMACILIK Ana Sayfa

Suruç

Suruç; Güneydoğu Anadolu Bölgesinde (Orta Fırat Bölümü), Şanlıurfa İl’inin 46 km güney batısında yer alan, Suriye ile sınırı teşkil eden demiryolu üzerindeki Mürşitpınar Köyü’ne 10 km uzaklıkta olan tarihi bir ilçedir.



İlkçağın OSRHONE Ülkesinin şehirlerinden, ANTHEMUZİA veya BATNEA’nın yerine geçtiği MATF SUHUNH; İpek Şehri’dir. Bir zamanlar, oradaki ileri ziraatın eseri olarak ipekçiliğin çok geliştiği ve sanayinin kurulduğu şehir, bugünün Suruç’udur. Kaynaklarda Seruğ diye geçen bu şehrin İbrahim Peygamberle ile çok yakın ilişkisi vardır. İbrahim Peygamberin babası Azer, dedesi Nahor’un babası Seruğ’dur. Tarihte adı Seruğ olan bu ilçemiz ile İbrahim Peygamberin atası SERUĞ aynı adı taşımaktadır. SERUÇ, bu ilçenin asıl adıdır. Bu yöre, eskiden beri cins at yetiştiriciliği ile meşhurdur. Atların eğeri ile uğraşan ve imal eden kişilere “Saraç” denilmektedir. Suruç bu kelimenin çoğulu olup, İlçenin isminin bu kelimeden geldiği tahmin edilmekte; Saraçlar anlamında, Suruç olarak söylene gelmektedir. M.Ö. Asya’dan göç eden Sümerler, Mezopotomya’da medeniyet kurmuşlardır. Sümerler ve Akad Türkleri, Saruğ Ova’sında Suruç ilçesini BATNA ismi ile anmışlardır. Daha sonra İskit ve Asurlular, Sümerler ve Akadlar’ı ortadan kaldırarak, Suruç’u, “Tepartip” adıyla Birecik İlçesi’ne bağlamışlardır. Sümerler Mezopotamya’da hakimiyetlerini sürdürürken, Mısır’a akın eden Kiksos Türkleri geçici bir zaman için buraya yerleşmişlerdir.



Roma İmparatoru Büyük Konstantine M.S.35. yılında öteki ilçelerle birlikte Suruç’u da Şanlıurfa (Rüha) İline bağlamıştır. Aradan hayli zaman geçtikten sonra Suruç, bu defa da Kudüs Krallığı’na bağlanmıştır. Tarihi eski çağlardan beri bilinen Suruç İlçesi’ni, Romalılardan, İyat Bin Ganem, barış yoluyla almış ve Abbasilere bağlamıştır (M.S.639). O zaman Suruç, Urfa’dan ayrı bir ilçe olduğu için, Urfa’daki Türk Kavimleri, Araplara karşı gelerek Suruç’u Abbasilerin elinden kurtarmışlardır. Çok eski olan bu şehrin yakınında, siyah taş üzerine yapılmış 1 metre eninde, 2 m uzunluğunda 2 adet aslan heykeli bulunmaktadır. Heykellerin bugün bulunduğu yer, Suruç’a 15 km uzaklıkta olan ve halen Suriye Sınırları içerisinde kalan Rıslantaş Köyü’dür. Ziyaret Köyü’nde meftun bulunan Şeyh Mesleme Bin Name Hicri 466 yılında Suruç’u, haçlılardan kurtarmıştır. Suruç, M.S.1095’te Artuk Oğulları’ndan Sokman’ın eline geçmiş ise de, 6 yıl sonra Urfa Kontu I.Bolvadin’in egemenliği altına girmiştir. M.S. 1090’da Urfa Haçlı Kontu’na (Kudüs Krallığı’na) bağlanmıştır. İmadüddin Zengi, 1127 yılında Suruç’u, haçlılardan geri almıştır. Suruç, Timur’un istilasına da uğramıştır. Bölge halkı, istilaya karşı koyduğundan burası Moğollarca yakılıp yıkılmıştır. Kudüs Seferi’ne çıkan Yavuz Sultan Selim 1517 yılında, Suruç’u Osmanlı topraklarına katmıştır. Osmanlı İmparatorluğu döneminde, Halep Vilayeti’nin Urfa Sancağı’na bağlı bir kasaba durumunda olan Suruç, 1918’de İngilizlerin, 1919’da da Fransızların istilasına uğramıştır. Fakat, Suruç’un şanlı halkı, büyük bir milli mücadele örneği göstererek tarihi şehrini 11 Nisan 1923’te düşmandan kurtarmıştır. Suruç, Cumhuriyetin kurulmasıyla birlikte, 1923 yılında ilçe olmuş ve Şanlıurfa İline bağlanmıştır.



MÖ.2000’li yıllarda Şanlıurfa topraklarının büyük bölümü Hurrilerin Yurdu olarak tanımlanmaktadır. Yöre 1600 yıllarında Mitanilleri yenen Hititlerin egemenliği altına girmiştir. MÖ.XI.yüzyılda Mezopotamya’dan kuzeye doğru göç eden Aramiler burayı ele geçirmiş ve MÖ. X. yüzyılda burası Bit-adini Krallığına bağlanmıştır. Asurlular MÖ. IX. yüzyılın ortalarına doğru bu krallığı ortadan kaldırarak Suruç’un da dahil olduğu Şanlıurfa topraklarını ele geçirmişlerdir. Anadolu’nun büyük bir kısmına hakim olan Persler Urfa ile birlikte Suruç yöresine de yerleşmişlerdir. Büyük İskender’in Persleri ortadan kaldırmasından sonra yöre bir süre Makedonyalıların, İskender’in ölümünden sonra da Seleukosların egemenliğine girmiştir. MS. II. yüzyıl başlarında Roma yönetimine girmiştir. Bunu Sasani ve Bizans dönemleri izlemiştir. XI. yüzyılda Bizanslılar tekrar yöreye hakim olmuş, VII. yüzyılda yöreye Arap akınları başlamış ve Araplar bir süre buraya hakim olmuşlardır.

Malazgirt Savaşı’ndan (1071) sonra Türkmen boyları buraya yerleşmeye başlamış, bunu Selçuklu hakimiyeti izlemiştir. Şanlıurfa ile birlikte bir süre Urfa Haçlı Kontluğu’nun yönetimine girmiştir. Musul Atabekleri yönetiminden sonra XIII.yüzyılda yöre, yeniden Selçukluların egemenliği altına girmiştir. Moğolların Selçukluları yenmesinden sonra Şanlıurfa ile birlikte Suruç da Moğollar tarafından yağmalanmıştır. Moğolların Anadolu’dan çekilmesinden sonra Memluklular, Akkoyunlular ve Safeviler buraya hakim olmuş, 1517’de Yavuz Sultan Selim’in Mısır seferi sırasında da Osmanlı topraklarına katılmıştır.

XIX.yüzyıl sonlarında Halep vilayetinin Urfa sancağına bağlı bir kaza merkezi idi. I.Dünya Savaşı’ndan sonra Mondros Mütarekesi’nin imzalanması ile (30 Ekim 1918) önce İngilizler, ardından Fransızlar tarafından işgal edilmiştir. Fransız işgali 13 Mayıs 1920’de sona ermiştir. Cumhuriyetin ilanından sonra 1923’te ilçe yapılmış, 1924’te İl olan Urfa’ya bağlanmıştır.


M.Ö. Asya’dan göç eden Sümerler, Mezopotamya’da medeniyet kurmuşlardır. Sümerler ve Akad Türkleri, Saruğ Ovası’nda Suruç’u Batna ismi ile anmışlardır. Daha sonra İskit ve Asurlular, Sümerler ve Akadları ortadan kaldırarak Suruç’u “Tepartip” adıyla Birecik ilçesine bağlamışlardır. Sümerler Mezopotamya’da hakimiyetlerini sürdürürken, Mısır’a akın eden Kiksos Türkleri geçici bir zaman için buraya yerleştirmiştir. Roma İmparatoru Büyük Konstantine, M.S. 35 yılında, öteki kentlerle birlikte Suruç’u da Urfa Kontluğu’na bağlamıştır.Bir süre sonra Suruç, Kudüs Krallığı’na bağlanmıştır. Tarihi eski çağlardan beri bilinen Suruç’u, Romalılardan, İyaz Bin Ganem barış yoluyla almış ve Abbasilere bağlamıştır (M.S. 639). O zaman Suruç, Urfa’dan ayrı bir ilçe olduğu için Urfa’daki Türk kavimleri Araplara karşı gelmiş ve Abbasilerin elinden Suruç’u kurtarmışlardır.


Suruç, İlçeye bağlı Büyük Ziyaret Köyü’nde bulunan Şeyh Mesleme Bin Name Hz. Döneminde (Hicri 466), haçlıların işgalinden kurtarılmıştır. M.S. 1095’te Artukoğullarından Sokman’ın eline geçmiş ise de 6 yıl sonra, Urfa Kontu I. Bolvadin’in egemenliği altına girmiş ve Urfa Haçlı Kontuna (Kudüs Krallığı’na) bağlanmıştır. İmadüddin Zengi, 1127 yılında, Suruç’u Haçlılardan geri almıştır. Suruç, Timur’un istilasına da uğramıştır. Bölge halkı istilaya karşı koyduğundan, Suruç Moğollarca yakılıp yıkılmıştır. Suruç 1517’de Osmanlı topraklarına katılmıştır.



İlçede günümüze gelebilen eserler arasında; Çarmelik Kervansarayı ve Eba Müslimi Horasani Türbesi bulunmaktadır.



İLÇEDEKİ TARİHİ CAMİLER

ULU CAMİ: Suruç'un en eski camilerinden olup, caminin kubbeli ve bitişik halde 10 tane hücresi bulunmaktadır. Büyük bir bahçe ve dönemin el sanatlarını temsil eden biri güneyde, biri de kuzeyde iki büyük giriş kapısı bulunmaktadır.

Ahmet-i Bircan Camii: Binanın yapılış tarihi 5 Ramazan 1304 (1888)'dir. Cami tarihi yapı estetiğini hala korumaktadır. 1996 yılında Suruç Kaymakamlığı köylere hizmet götürme birliği tarafından aslına uygun olarak restore edilmiştir.

Şeyh Müslüm Camii: Hicri 564 (miladi 1168) yılında zaviye, tekke ve ziyaret ile bir bina halinde inşa ettirilen yapı, Arap, Selçuklu ve Osmanlı zamanına ait mezarlarla çevrilidir. IV. Murat 1636 yılında Bağdat seferi sırasında buraya uğrayıp genişlettirmiştir ve bugünkü halini almıştır.
Haberler | Hakkımızda | İletişim
Hava ve Yol Durumu | Anasayfa | Web Design

Probilisim Design